ASYA GAZETESİ HATAY ANTAKYA SAMANDAĞ İSKENDERUN 0326 223 72 10 www.asyagazetesi.com

ASYA GAZETESİ HATAY ANTAKYA
Ana Sayfa
Giriş Sayfam Yap
Sık Kullanılanlara Ekle
İletişim

  Dünya

  Ekonomi

  Künye

  Siyaset

  Spor

  Yerel


ASYA GAZETESİ BİRİNCİ SAYFASINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ...
ASYA GAZETESİ' NE REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ...TEL: 0326 223 72 10
ASYA GAZETESİ' NE REKLAM VERMEK İÇİN TIKLAYINIZ...TEL: 0326 223 72 10
KATLİAM YAPAN HERKESE LANET OLSUN!..

Son Dakika Kemal’e Layık Olmaya Çalışıyoruz...   |   Kaynakları Verimli Kullanıyoruz...   |   Bir Koca Çınar Daha Devrildi...   |   Bir Çatı Altında Kardeşçe Yaşıyoruz...   |   Halkı Mücadeleye Çağırıyoruz...   |  

Yeni Sayfa 1

Meryem Kerimoğlu
Misafir Yazarlar
Ali Çiçekli
Fatma Çetin Kabadayı
Tamer Kerimoğlu

Untitled Document
Yeni Sayfa 1

Kemal’e La...
Kaynakları Verim...
Bir Koca Çınar D...
Bir Çatı Altında...
Halkı Mücadeleye...
Alevileri Öldüre...
Savaş Müjdeli Ha...
Göz Göre Göre Ge...
Yaşanan Sel Fela...
Kısır Çekişmeler...
Çarşı Artık Haft...
Somut Çalışmalar...
Tasarı Aldatmanı...
İşbirliği Devam ...
Hazırlıklar Sürü...
3 Puan İçin Saha...
Havaalanı Cumaya...
Cari Açık, Reka...
3 Kişiye Hayat V...
Şişedeki Sanat.....
ARLEM Antakya...
kMM’de Kent Soru...
Elektrik Kesinti...
Sertifikasız Ust...
Ressam Altunay'd...
4 Maçlık Zorlu B...
Çalışanlara Kali...
hastanede mi ay...
Büyükşehir’...
Daha Çok Sel Olu...
Müftülük Binası ...
Amik Gölü Hortla...
Çalışmalar Devam...
Yağışlar Çadırke...
Tarım Arazileri ...
Hedefimiz Türkiy...
Çiftçiler İçin Y...
Asi Nehri Islah ...
Havaalanı sular ...
Yasadışı Dinleme...
Belediyeleri Kaz...
Polis Memuru To...
Zeytinde Erken H...
Basketbolda Kola...
Gençlerimizi Spo...
Biz İşçinin Yanı...
KİSİAD’dan...
Büyükşehir'e Kar...
Güder'den HAGİAD...
Mağara Turizme K...
Denetimli Serbes...
400 Fidan Toprak...
Mağduriyet Gider...
Karanlığa Gömüld...
Ulaşım Çilesi De...
Binlerce Arazi S...
Tarihin Siyasall...
ATSO’DA Se...
Diyalogla Çözümü...
Akgöl, Başbakan&...

0326 223 72 10 HATAY ANTAKYA RADYOLARI ; RADYO ŞOK , ASYA RADYO ve MELODİ FM radyoasya hatayantakya antakyahatay
Kemal’e Layık Olmaya Çalışıyoruz...
Güder, “Mustafa Kemal Atatürk’ün ismini taş
Kemal’e Layık Olmaya Çalışıyoruz...
Kaynakları Verimli Kullanıyoruz...
Bir Koca Çınar Daha Devrildi...
Bir Çatı Altında Kardeşçe Yaşıyoruz...
Halkı Mücadeleye Çağırıyoruz...
Alevileri Öldüreceğiz!...
Savaş Müjdeli Haberle Döndü...
Göz Göre Göre Geldi...
Yaşanan Sel Felaketinin Sebebi Kimdir?...
Kısır Çekişmeler Zarar Veriyor...
Çarşı Artık Hafta Sonu da Açık...
Untitled web-page

Elleme Kardeşim...

Esnaflık zor iş… Ben asla beceremezdim. Allah’ın sevgili kulusunuz ki olmadım zaten. Önce iyi yere dükkân açacaksın, çevren de olacak. En önemlisi de temiz bir geçmişin… Düşünsenize cinayet suçundan hapisten yeni çıkmış biri kasap dükkânı açmaya karar verse… 

 Bu işin depolaması var, akması kokması var, malın zamanında gelmemesi var, veresiyesi var, getirmeyeni var. ‘Müşteri her zaman haklıdır,’ diye lafı bile var. 

 Bir kere cebinde daima paran olmak zorundadır. Hem bozuk, hem tüm… Eski esnaflarda –Peşin veren, veresiye veren- diye bir tablo vardı hatırlarsanız. Peşin veren şişko adam sandalyesine kurulmuş gülümserken -Ki ben o adama sinir olurdum- veresiye veren iyi kalpli adam da elini alnına koymuş düşünüyordu. Bu tablo beni hep düşündürdü nedense. Allah’tan modası kalktı da rahatladık. Fakat kuaförlerdeki ‘Güzelliğin veresiyesi olmaz’ yazısı hala gündemde. 

 Esnaf olmak zor dedik ya; ne kadar cimri olursanız olun ara sıra çay kahve ısmarlamak içinde bonkör olmalısınız. Her çay bir müşteri demektir genellikle. 

 Bir Çin atasözü der ki; “Çin çan çun” (!) yani ‘Gülmeyi bilmeyen dükkân açmasın.’ Düşünsenize canınız ne kadar sıkkın olursa olsun müşteriye gülmek zorundasınız. 

 Gerçi bizim memlekette esnafın gülmesi çok zor, niye derseniz anlatayım. Birincisi kadınlarımız çok dağıtıcıdır. Bir kazak alacaksa bütün kazakları döktürür tezgâhın üstüne. 

 “Bunun biraz büyüğü yok muydu?” 

 “Acaba açık renkli mi alsam?” 

 “Olmazsa değiştirebiliriz değil mi?” 

 “Neyse pahalıymış, kalsın,” 

 “Şu köşedeki dükkânda aynısı üç lira dediler,” 

 “Parasını beyim maaş alınca versem olur mu?” 

 Çoğu zamanda almadan çıkarlar. Artık bu duruma alışmış esnaf. İşin garip tarafı her şeye ellemelerine de. Biz sadece görmekle yetinmeyiz çünkü. Dokunma duyularımıza daha çok güveniriz. Hiç bir şeyi ellemeden almayız. Dikkat edin, özellikle kadınlar… Domatesten, yumurtaya, mobilyadan orlona, halıdan, yapma çiçeğe kadar…  

 Hele kitapları. İlla içini baştan sona bir karıştırırlar, kitabın kapağını görüyorsun, konusunu da arkadan oku bırak. Yok illa elleyecek. Pazarın kurulduğu günler dikkat edin, adam satacağı malı yere serip herkesin karıştırıp seçmesine izin veriyorsa daha çabuk satılır.  

 Kadınlarımızı en zayıf noktalarından vurmayı öğrenmiştir çünkü. Hatta “beşe veriyoruz da sana dört olur abla.” diyerek güya indirim yapmış görünürler. Mahalle pazarlarında, doyasıya elleyebilir, seçebilir, mıncıklayıp bırakabilirsiniz. 

 En çok güldüğüm de beyaz eşya alırken satıcı dolabın içini açıp gösterse bile alıcı da muhakkak bir açar içini bakar. Hayır, sen elleyince ne olacak? Gösterdi işte. Bir müşteri dükkâna girip kendisi için bir etek bakacağını söylüyorsa bunun Türkçe tercümesi şudur: “Etekleri elleyecektim.

” Bazı fırınlarda şöyle bir yazı vardır; “ Ekmeği elinle değil gözünle seç.” Bir ara bu da işe yaramamıştı da ekmekleri her gelen ellemesin diye poşetlemeye başlamışlardı, baş edilemeyince bu uygulamayı da bırakmışlardı hatırlarsınız. 

 Bir öğretmen matematik dersinde Kayserili bir öğrencisine sormuş; 

 “Oğlum iki kere iki kaç eder?” 

 Gözlerini fal taşı gibi açan öğrenci yanıtlamış: 

 “Alırken mi satarken mi öğretmenim?” 

 Evet bazı esnaflarda tutturabildiğine mal satar. Aynı yerden kimi aynı şeyi beşe alırken bir diğeri yedi lira vererek alır. “Bir de tembih edenler vardır: “Bu fiyata kimseye vermedim sizde söylemeyin!” Allah aşkına insanı yalancı yapıp çıkacaklar.

Fakat şunu hesap etmeyi unuturlar; dükkân ismi etrafa çabuk yayılır, beğenilmese müşteri azalmaya başlar, mal beğenilirse müşteri artar. Bir komşum, kullandığı bir temizlik malzemesinden memnun olduğunu anlatınca bütün apartman sakinleri aynısından aldık, bedava reklâm işte. 

 Kısacası “Çin çan çun” bizim esnafa uygun değil, bu şartlarda uygulaması biraz zor, haksız mıyım? 




Fatma Çetin Kabadayı
2009-04-14 14:56:31










Untitled web-page Yazarın Diğer Makaleleri
Ara ki Bulasın !.. - 2010-02-15 22:02:57
Acemi Dedektif 1 - 2009-12-28 14:03:29
Ankara Gar' ında Bir Kadın... - 2009-12-15 19:44:38
Susamlı Çörek - 2009-12-07 15:36:50
En Büyük Fenerbahçe - 2009-12-07 15:34:31
Beni Görgüsüz! - 2009-07-20 21:19:26
Sizi gidi yalancılar... - 2009-07-10 00:12:21
Benimle Güzel Konuş! - 2009-06-12 21:27:50
Çocukla Çocuk Olmak... - 2009-05-28 21:45:54
Ne Kadar Naziksiniz! - 2009-04-30 22:50:14
Elleme Kardeşim... - 2009-04-14 14:56:31
Nerdesin Sedat? - 2009-03-27 14:53:55
Altın Tesbih 2 - 2009-03-16 18:54:24
Altın Tesbih 1 - 2009-03-07 21:40:05
Yeni Sayfa 1

Asya Gazetesi
DÜRÜSTLERİN HABERCİSİ Taraf Olana Karşı Taraf Gazete Hatay'ın Güçlü Kalemi-- Hatay Antakya Samandağ İskenderun Gazetesi Gazeteleri
http://www.asyagazetesi.com
asyagazetesi@gmail.com