|
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
|
|||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||
|
Benimle Güzel Konuş! Güzel konuşmak bir sanattır, herkes sanatçı olamaz.Bir topluma girdiğinizde önce kılık kıyafetinize, sonra oturup kalkışınıza ve neyi nasıl konuştuğunuza bakılır. Kişinin karakterini konuştuğu konular ele verir. `İnsanın fikri neyse zikri de odur.` sözünü duymuşsunuzdur. Konuşması esnasında saçmalayıp duranlar için “Bir şey biliyorsan konuş ibret alsınlar, bilmiyorsan sus da adam sansınlar,” diye uyarılarımız bile vardır. Bir topluluk önünde rahat konuşabilenlerden misiniz, yoksa iki lafı bir araya getiremeyenlerden mi? Konuşma sırasında şive çok önemlidir. Çoğumuz bizden olmayanları şivesinden tanır ve hemen meşhur iki soruyu ardı ardına sıralarız; “Nerelisiniz? İçinden mi?” Arkadaşım Serap, sen bu konuda ustasın. Sesini kullanışın, kelimeleri doğru çıkarışın, en kötü haberi bile güzel bir haber gibi verişin beni öyle etkiliyor ki. Gıpta ediyorum sana. Adeta ağzından bal damlıyor. Senin konuşmaların harika ötesi bir şey. Söze nerden başlayacağını, nasıl bitireceğini iyi biliyorsun. Sen konuşurken karşındaki dinleniyor, yormuyorsun insanı. Ne zaman başlıyoruz derslere? Anlatım tarzınızı beğeniyor musunuz? Bir bardak ayran içtiğinizi sıradan mı anlatırsınız yoksa ballandıra ballandıra mı? “Dün nasıl sıcaktı… Susuzluktan bayılmak üzereydim, içim yanmıştı. Hızlı hızlı çıktım merdivenlerden. Kapıyı açtım, ayakkabılarımı nasıl çıkardığımı bile hatırlamıyorum. Anneme “çok susadım,” dedim, hemen elindeki ayrandan bir bardağa boşalttı. Buz gibi, köpüklü mü köpüklü… Bir dikişte bitirdim. “Oh dedim, işte hayat bu!” Siz böyle konuşan kişiler tanıyor musunuz? Dinlerken sıkılmaz insan. Bazıları da konuşurken boğar. Profesörün biri konferans veriyormuş. Sıkılan salonu terk edip gitmiş, giden gidene. Salonda kimse kalmamış, adam hâlâ konuşuyor. En son hizmetli ortalığı toplamış ve bakmış adamın konferansı bitmeyecek, demiş ki; “Hocam, konuşmanız bitince kapıyı kilitleyin, anahtarı paspasın altına koyun. İyi akşamlar…” Şu hikâyeyi duymuşsunuzdur. Bir yazara sormuşlar; “Nasıl güzel konuşma yapılır?” diye.0 da demiş ki “Eğer benden 2 saatlik konuşma istiyorsanız hemen başlayayım, yok bir saat konuşacaksam yarın geleyim, yarım saat konuşacaksam 1 hafta sonra yapabilirim, eğer beş dakika konuşacaksam bir ay sonra konuşabilirim," demiş. Çünkü az ve öz konuşmak için ciddi bir hazırlık gerekir... Güzel konuşmak istiyorsanız önce iyi dinlemeyi bilmelisiniz, sonra kelime haznenizi geliştirmek için bol kitap okumalısınız. Konuşurken ya da dinlerken karşınızdakiyle göz iletişimi kurun, siz konuşurken tavana bakılsın ister misiniz? Dinleneceğinizden emin olmak istiyorsanız dinlemeyi bilmelisiniz. Ses tonunuzu iyi ayarlamalı, vurgulayacağınız şeyleri yüksek sesle söylemelisiniz. Konuştuğunuz kişinin kişiliğini, yaşını ve öğrenim düzeyini iyi bilmelisiniz ki ona göre konuşmalısınız. Eğitim düzeyi düşük insanlarla konuşurken yabancı kelimeleri fazla kullanmamalı hele hele hava atacağım diye anlamını tam bilmediğiniz kelimeleri hiç kullanmamalısınız. Konuşurken devrik cümle kullanmamalı, karşınızdakini yormamalısınız. İnsan düşüncesi kadar değerlidir. Bunu asla unutmayın. Bir şey anlatırken gereğinden fazla uzatmaya, hatta gerekmiyorsa anlatmamaya çalışın. Bunu nerde ne konuşacağını bilmeyenler çok yapar. Onlara “Sus Allah aşkına, bana ne bunlardan?” diyemiyorsanız girip çıktıkları yere “Söz gümüşse sukut altındır,” diye not bırakın. Bazıları üzerine alınmaz ama ne yapalım? İyi iletişim kuramayan, kendini ifade edemeyen insanlar işlerinde de verimli olamazlar. Fakat güzel ve etkili konuşarak çok şeyler başarabilirsiniz. Siz benim bu yaşa kadar çok işler başardığımı sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ben topluluk önünde konuşamayanlardanım. Kekeler dururum. Ba ba bakın, şi şi şim di di den he he ye can lalan dım! Kekelemek dedim de kekeme Mehmet’in bir hikâyesini anlatmak geldi içimden. Mehmet yakışıklı bir çocukmuş, sesi de güzelmiş, iyi türkü söylermiş. Bunu Mehmet’in arkadaşı anlatıyor; “Bir gün barda bir kızla bakışıyor Mehmet. Yakışıklılığından dolayı kendine güveni fazla,kızın yanına gitmiyor,onun geleceğinden emin.Tahmini doğru çıkıyor.Kız saati sorma bahanesiyle geliyor ve cilveli bir şekilde soruyor; “Saatiniz kaç acaba?” Tabi Mehmet kekeme olduğu için zor cevap veriyor. Ve diyor ki anlattığı arkadaşına “Ben saat on buçuk diyene kadar saat on bir oldu, kız da gitti tabi.” Bir bilgeye sormuşlar: “Bir insanın zekâsını nerden anlarsınız?” “Konuşmasından,” “Ya hiç konuşmazsa?” “O kadar akıllı bir insan yok ki!” Fatma Çetin Kabadayı 2009-06-12 21:27:50 |
||||||||||||||||||||||||||
|
Ara ki Bulasın !.. - 2010-02-15 22:02:57 Acemi Dedektif 1 - 2009-12-28 14:03:29 Ankara Gar' ında Bir Kadın... - 2009-12-15 19:44:38 Susamlı Çörek - 2009-12-07 15:36:50 En Büyük Fenerbahçe - 2009-12-07 15:34:31 Beni Görgüsüz! - 2009-07-20 21:19:26 Sizi gidi yalancılar... - 2009-07-10 00:12:21 Benimle Güzel Konuş! - 2009-06-12 21:27:50 Çocukla Çocuk Olmak... - 2009-05-28 21:45:54 Ne Kadar Naziksiniz! - 2009-04-30 22:50:14 Elleme Kardeşim... - 2009-04-14 14:56:31 Nerdesin Sedat? - 2009-03-27 14:53:55 Altın Tesbih 2 - 2009-03-16 18:54:24 Altın Tesbih 1 - 2009-03-07 21:40:05 |
||||||||||||||||||||||||||
|
||||||||||||||||||||||||||